Bu yazımı yazmamdaki maksat birçok kardeşimin siyasi bakımdan görüşlerimin bir anda değişmesine veya değiştiğini zannetmelerine karşı bir nebze olsun cevap niteliğinde olsun.

Önce şunda anlaşalım, ben dünde Milli Görüş’çüydüm bugünde Milli Görüş’çüyüm. Ve bundan da gurur duyuyorum. Allah’a şükürler olsun.

Dün savunmuş olduğum siyasi teşkilatın tüzüğünün 2. Maddesinde yer alan “bireysel hak ve hürriyetlerin gerçek manasıyla ve evrensel esaslara uygun olarak uygulanmasına ve ülkemizin maddi ve manevi kalkınmasının “Önce Ahlak ve Maneviyat” anlayışıyla sağlanmasına gayret gösterir.” Maddesini amaçlamak için canla başla çalışıyordum/çalışıyorduk. Lakin görünen o ki teşkilattaki kardeşlerim bu amaçlanan hedefi yanlış anlamış ki bu hedefi ilk önce kendilerinde uygulayacakları yerine karşısındakine anlatmaya çalışıyor. Ahlak ve maneviyat anlatmakla yaşatılmaz/yaşattırılamaz yaşantıyla anlatılır kanımca. Bunu birçok teşkilat mensubu kardeşlerim bu görüşü uygulayamamış üstüne görüşümüze de zayiat vermiştir.

Savunmuş olduğum teşkilatın tüzüğünde; “parti üyelerinin yükümlülükleri” kısmında yer alan :“Karşılıklı sevgi ve saygı içinde, güçlü bir inançla, her bakımdan iyi yetişme ve doğru bilgi sahibi olmaya gayret etmek, toplumun yararı için kendilerinden fedakârlık ederek, şahsi çıkar gözetmeden, hiç kimsenin hukukuna tecavüz etmeden, birlikte çalıştığı arkadaşlarıyla ihtilaf ve çekişmeye girmeden ekip çalışmasına uygun şekilde uyumlu, hoşgörülü ve güzel ahlak kurallarına uygun olarak çalışmak” maddesini bir kez olsun okumadan ve buna göre kendine çeki düzen vermeyen kardeşlerim sizdeki bu gaflet nedendir?

Birlikte çalıştığımız günlerde ihtilaf ve çekişmelere birçok kez karşı karşıya kaldım, üstüne şahsi çıkar gözetenleri de gördüm bunlarla mücadele etmekten esas amacımıza ulaşamadığımızı fark ettim ve bunları gördükten sonra benim yerim şuan burası değildir diye karar verdim. Bu düşünceme saygı duymaları yerine birçok dava kardeşim zannettiğim kişiler hain yaftası vurarak davayı anlayamamış yakıştırması vurarak arkamdan konuşur oldular. Bende diyorum ki o kardeşlerime siz ilk önce savunmuş olduğunuz teşkilatın tüzüğünü okuyun ondan sonra kendinize çeki düzen verin derim…

İnsan kendi doğrularını savunurken sivri dil kullanmak zorunda değildir. Bende bir zamanlar o zamanın egemen olan aklının vermiş olduğu mağduriyet çerçevesinde sivri dil kullandım. Ammavelakin Allah nasip etti ki bu hatadan kurtulma vesilesi kıldı… O zamanlar savunmuş olduğum doğrular yanlıştır demiyorum sadece kullanmış olduğum/olduğumuz lisan ağırdı, o günün egemen olan aklında savunmuş olduğum doğrular şüphe yok ki bugünde doğruluğunu ve gerçekliğini koruyor.

İnsanlar ahlak ve maneviyatı savunup sonra da yaşantı biçimini ahlak ve maneviyat çerçevesinde yapmaz ise samimiyetsizliğin dibini vurur. Bu türde insanlar maalesef çevremizde bir hayli çok!

Birde tüzükte de geçtiği gibi doğru bilgi sahibi olma ilkesi var ki buna uymayan kardeşlerim bir hayli fazla; karşısındaki insanın hatalarını ve yanlışlarını siyasi malzeme gereği ortaya dökerken kendisini yanlışa düşürüp kaynaksız bilgilerle karşı tarafı yıpratmaya çalışmak bizim savunmuş olduğumuz görüşün yanından bile geçmez.

Bizim görüşümüzde;

– Dün kendilerine hainlik edenler ile ortak akıl içerisinde olmak varmıdır?

– Hedefimiz sadece siyaset çerçevesinde karşı tarafı ezmek midir?

– Bizim görüşümüz günlük siyaset yaparak günü kurtarmak mı olacaktı?

– 2. Yalta toplantısını günlük siyasi düşüncelerle oyalanarak hareket ederek mi yapacaktık ?

– Kendi koltuğunuzu korumak için kendisinden daha başarılı olabilecekleri gözetmeyerek mi davayı savunacaktınız ?

– Siz hocadan sadece teşkilatı miras olarak aldığınızı zannedip davayı miras edinmediniz mi?

– Görüşümüz siyaseti bir araç olarak kullanmayı öngörürdü lakin sizler neden siyaset yapar oldunuz?

Yazılacak çok şey var ama yazıma da bir kapanış lazım şimdilik.

Yazacak Çok Şey var.

Hani yazıma dünden yarına diye başlık attım ya şimdi ise bugünü anlatalım;

Bugünü kısa anlatacağım: Şuan Kalp fethi ile uğraşıyorum…

Zafer inananların dır ve zafer yakındır…

Saygılar…

bscap0047