Düşünce’nin insan beyniyle sınırlı olduğunu düşünmek yanıltır bizi. İnsan beyni, Düşünce’nin bir aracıdır yalnızca. Evrenin sıralı düzenlenişi, evrensel bir zekânın varlığının kanıtıdır. Atomlarda var olan bu zekâ, hayatın her bölümünde, evrenin sonsuzluğuna doğru tekrar tekrar üretilir. Bu zekânın var olmadığı hiçbir yer yoktur. Her şey Düşünce’dir ve Düşünce’nin ürünüdür. Bu sabah bir papayayı ortasından kestim. Bir papayanın içinden daha güzel bir şey var mıdır? Kayısı renkli bu atlas dokumayı ve o parlak siyah çekirdeklerin zıtlığını yalnızca Yüce Sanatçı plânlamış olabilir. Bir papayanın kaç çekirdeği vardır sizce? Bir gün sayacağım! Ne bereket! Bu şekilde Plânlanmış. Bir tanecik kaybolsa da daha bir sürü var ve bunların bir kısmı mutlaka büyüyüp meyve olacak. Bizim kavrayamayacağımız kadar büyük bir zekâ plânladı bunu. Hayatın en küçük ayrıntısı bile, kendi dışında kalan kısmıyla uyum sağlayacak şekilde plânlanmış ve her ayrıntı evrenin bütünlüğüne katkıda bulunuyor.

Karasineği kendisini tımar ederken izlediniz mi hiç? Büyüleyici bir şeydir. Küçük, ince bacaklarını kaldırır ve kanatlarının üstüne yerleştirir. Bacağındaki kıllar yumuşak bir fırça vazifesi görür, incecik kanatlarını tekrar tekrar okşar. Bir toz parçası bile bu zarif kanatların hareketini engelleyebilir. Kanatların fırçalanması sineğin hayatında çok önemli bir olay olmalı. Anne sinekler acaba çocuklarına kanatlarını böyle özene bezene parlatmayı öğretir mi? Bu tımar işlemini ilk sineğe kim öğretti peki? Karışık aerodinamik sistemi ve yeşil kanatları ile o önemsiz karasineğe kadar her şeyi Düşünce plânladı! Tüm bunların ardında Yüce bir Zekâ olmalı; hayatın her zerresine nüfuz eden, her şeyi bilen bir Akıl.

İnsan bedeninin çeşitli faaliyetlerindeki bu kusursuz dengeyi başka türlü nasıl açıklayabilirsiniz? Organlar, salgı bezleri ve bedenin çeşitli fonksiyonları birbirine öylesine mükemmel bağlanmış ki, iyi çalışmayan bir salgı bezinin yerini bir başkası alabiliyor; bedenimiz tehlike anında istemimiz dışında gerekeni yapabiliyor ya da onu yanlış kullandığımızda telafi edebiliyor. Yüce Mühendis işini bu denli ustaca yapmış. Bedenimizle karşılaştırılabilecek bir makine yapılabildi mi şimdiye dek? Hayır, asla. insanoğlu tek bir unsur yüzünden bugüne dek kendi yerini alabilecek bir robot yaratamadı. Bu Evrensel Zekâ’nın birbirine bağlama eylemidir.

Evrenin bu karmaşık modelini inceleyen insan kendi kendisine “Tüm bunların bir Yüce Zekâ’nın eseri olmadığına nasıl inanabilirim?” diye sormak zorundadır. Bu Yüce Zekâ’yı yarattıklarından ayrı nasıl düşünebiliriz? Zaten kusursuz olan bu mucizevi hayatın modelini değiştirmeye ve geliştirmeye çalışmak insanların büyük yanılgısıdır.