4+4+4 sistemi konuşulmaya başlandığı zaman lehte ve aleyhte bir çok yorumlar yapıldı. Tasarı öyle bir getirildi ki bizler gerçekten çok umutlandık. Dedik ki, işte Akp nihayet güzel bir iş yapacak. Çocuklarımızı 4. Sınıftan sonra açıköğretime geçirerek hem dini eğitimini vereceğiz, hem de okullardaki şiddet ve ahlaksızlıktan koruyacağız. Cemaat olarak en büyük arzumuzdur bu aslında.

   Öyle ya çocuklarımız ilk küfürlü konuşmayı, ana avrat sövmeyi okulda öğreniyor.

   Anasına babasına kafa tutmayı okulda öğreniyor.

   Sigarayla okulda tanışıyor.

   Pornoyla öğretmenin verdiği internet ödevini yaparken tanışıyor.

   Kız çocukları erkek öğrencilerin ve hatta öğretmenlerin tacizine uğruyor.

  Kız çocukları İslamın emrettiği tesettüre riayet edemiyor ve dolayısıyla haram işlemiş oluyor.

Ve Allah aşkına soruyoruz; 8 yıl boyunca okuyan öğrenci ne alıyor bu okuldan! Ne besmele var, ne hamdele var kitaplarda. Öğretmen desen kulağında küpe, saçında jöle. Çocuğun kendisine örnek karakter seçeceği bir dönemde muhatap olduğu kişiler gelip beyin yıkıyor. Hatta öyle haberler duyuyoruz ki, partizanlık yapanlar, İslam’dan başka dinleri övenler, çocuklara (erkek kadın ilişkisini anlatarak) öpüşme, sevişme muhabbeti yapanlar bile var.

Biz de işte dedik güzel bir şey olacak nihayet. Hükümet, İslami hassasiyeti olan insanları da düşünüp böyle bir tasarı getirmiş. Adamlara helal olsun…

Derken bir fırtına koptu yukarılardan aşağıya doğru. Yönü belli olmayan bir fırtına. Gömleksizleri üşüten bir fırtına.

Ertesi günü bir de baktık ki, tasarı değişmiş.

8+4 olmuş… Ama bir gariplik var. Haberler kademeli kademeli geliyor. Daha sonra öğrendik ki, başına da +1 eklenmiş. Yani çocuklarımız okul öncesi eğitime de zorlanacak.

Sen misin çocuğunun maneviyatını düşünen… Sana çocuğunun ahiretini düşünme hakkı bile vermiyorlar. Zorla elinden alacaklar, vermesen kapına polis dayayacaklar, ceza kesecekler.

Alevilere, Ermenilere, Apo’ya bile elçi gönderip hoşgörü ile yaklaşanlar bizim hassasiyetlerimizi görmezlikten geliyorlar. Yazıklar olsun diyoruz…

Sonra da çıkıp: “Ey Tüsiad, sen işine bak! Biz halkın dediğini yapacağız” diyorlar. Halbuki öyle sinsi bir oyun var ki, hem onların istediği oluyor hem de onlara kafa tutmuş gibi yapıyorlar. Ha bu arada ortalığa“ilköğretimde başörtüsü serbest olabilir” diye bir de söylenti atıyorlar ki, Müslümanların gazı iyice alınsın!

Füze kalkanında da aynısı olmadı mı? Önce kurmayız, biz kendi menfaatimizi düşünürüz deyip, sonra kabul etmediler mi. Şimdi Amerikan askerleri Malatya’ya yerleşiyor.

ACABA GERÇEKTEN HALKIN İSTEDİĞİ Mİ OLUYOR?

İsmailaga.info