Kapitalizmin mikropları ve kanser urları faizdir.

Bakınız, Robert Kohl`un doktora tezi bir cümledir :”Tüberküloz (verem) hastalığının sebebi kohl basilidir.”

Ülkemizde de, Milli Görüş`ün dışındaki bozuk zihniyetlerin sahiplendikleri ve sürdürmek istedikleri bu kapitalist köle düzeninin ise “5 mikrobu” vardır.

1 – Katmerli faiz.

2 – Haksız vergi.

3 – Karşılıksız para basan darphane.

4 -Yabancı paralar karşısında Türk Lirası’nın değerini düşüren Kambiyo sistemi

5 – Halktan ucuz faizle topladığı mevduatları bir avuç zengine kredi olarak pompalayan bozuk Banka düzeni.

Bu beş mikroptan da haliyle şu hastalıklar zuhur etmektedir.

1 – Devamlı artan fiyatlar, pahalılık, yani enflasyon.

2 – Yeni yatırımların, fabrika ve iş imkânlarının açılamaması yüzünden giderek çoğalan işsizlik.

3 – Tekelleşme, banka, fabrika, piyasa, medya (gazete, Tv.) gibi tüm imkânların siyonist sömürü merkezlerinin eline ve emrine geçmesi.

4 – Genel ahlakın bozulması, insani ve İslami değerlerin yozlaşması hırsızlık, huysuzluk ve hayasızlığın yaygınlaşması ve namusların sokağa atılması.

5 – Devlet kurumlarının ve adalet mekanizmasının felç olması sonucu MAFİA`ların ortaya çıkması ve toplumun yeraltı dünyasından medet umması.

6 – Ve nihayet anarşik olayların ve sosyal patlamaların toplum düzenini temelinden sarsması ve bütün dengelerin yıkılması.

Nasıl ki “Kötülük kötülükleri doğurur” gerçeğince bir adam içki içse zamanla kumara da alıştırılır. Kumar oynayan haliyle evinden uzaklaşıp gece hayatına başlar… Gece hayatı olan birisine helal kazancı yetmez. . Rüşvet hırsızlık ve benzeri yollara bulaşır… Bunları yapanlar yalana ve harama alışır aile yuvası dağılır sağlık ve ahlaki bozulur…

Aynen bunun gibi faizci bir düzende, diyelim peşin para ile bir fabrika 1 trilyona çıkıyor olsun. Kapitalist kodamanların birisinin elinde bu kadar parası olsa da yatırıp fabrikayı kurmuyor.

Gidip kendi özel bankasından veya devlet kasasından yüzde 200 faizli kredi çekiyor. Niye mi? Çünkü sömürü sistemi böyle kurulmuş… Faizler masrafa yazılıyor, onlar maliyeti arttırıyor, sonunda da fiyatlara yansıtılıp halktan çıkarılıyor… Bu faizli kredilerin de çoğu geri ödenmiyor, batık kredi olarak yine millete fatura ediliyor.

Böylece faizli kredi yüzünden 1 trilyonluk maliyet 3 trilyona fırlıyor. Yarım trilyon peşin vergi, yarım trilyon reklam parası da masrafa eklenince maliyet 4 trilyona çıkıyor. şirketin satış müdürlerinin, bölge bayilerinin yurt dışı turistik gezileri, milyarlık nişan ve düğün merasimleri, siyasi partilere verilen seçim giderleri de eklenince bu meblağ 5 trilyona yükseliyor… Bu maliyet üzerinden 20 de kar eklenince 6 trilyona çıkıyor. Ana bayiinin bölge bayisinin ve nihayet tüccarın ve satış şubelerinin faiz ve kar hadleri de üzerine binince fiyatlar otomatikman asıl maliyetinin on misli artıyor.

Yani faizsiz ve adil bir sistemde 10 milyona mal olacak bir buzdolabı bu düzende evimize 100 milyona geliyor.

Normalde 100 milyona çıkması gereken bir traktör köyümüze 1 milyara geliyor.

Yani bu faizci masonik holdinglerin faiz farkını, vergi ve reklam parasını, düğün ve seyahat masrafını sonunda işçi, köylü, esnaf ve memur vatandaş ödemek durumunda kalıyor..

İşte bu nedenle bir türlü karnımız doymuyor, yüzümüz gülmüyor, ülkemiz borçtan ve batmaktan kurtulamıyor.

Şeytanın sömürü hortumu olan faiz yoluyla halkın alın teri ve emeği kapitalist kodamanların kasasında toplanıyor. Fabrikalar, bankalar ve piyasalar ellerine geçiyor ve tekelleşiyor.

Banka, fabrika ve para ellerinde olunca yüksek tirajlı gazete ve dergi ve TV kanalları da emirlerine giriyor.

Böyle olunca siyasi partiler de bunların güdümüne giriyor ve ülkede bir sermaye diktatörlüğü başlıyor.

Sonunda çağdaş Karunlar çağdaş firavunlara yön veriyor. Görmüyor musunuz bir kaç yüz üyesi olan TÜSİAD misali zengin klüpleri hükümetler yıkıyor, hükümetler kuruyor.

Faiz ve vurgun yoluyla süper zenginleşen karunlar, halkın ve ülkenin gerçek kalkınmasına ve bağımsızlığına yarayacak yatırımlar yerine, lüks tüketime ve israf ekonomisine dayanan ve dünya siyonizminin Türkiye şubesi gibi davranan bir yapıya yöneliyor.

Bir kısım mutlu azınlık faiz, karaborsa, vurgun ve rüşvet yoluyla bedavadan kazandığı milyarları en ahlaksız ve acımasız bir tarzda harcamaya başlarken, ezilen, sömürülen ve fakirleşen halk, tembelliğe, beleşçiliğe ve hatta bir kısmı namus ticaretine başlamak zorunda kalıyor… Ülkede korkunç bir ahlak erozyonu ve kokuşma başlıyor…

Arkasından anarşi ve sosyal patlamalar hızlanıyor. Devlet yönetimi perde arkasında fiilen mason localarının ve MAFİA babalarının eline geçiyor.

Ülke yarı sömürge haline sokuluyor. Halk demokrat köleler ve serseri sefiller durumuna getiriliyor.

İşte görülüyor ki;

Faiz, işsizlik ve fakirlik sebebidir.

Faiz, sosyal dengesizlik vesilesidir.

Faiz, çağdaş sömürgecilik sistemidir.

Faiz, ahlaki seviyesizliği netice vermektedir.

Faiz, sonunda zulüm ve zillete dönüşmektedir.

Faiz, maddi ve manevi yüzlerce hastalığın mikrobu ( basilidir.)

Ve Faiz, Allah ve Peygamberle harp etmektir…

Faizi savunan bütün partiler, faizci düzeni ayakta tutan kesimler ise insanlığa ve İslam`a karşı en büyük kötülüğü işlemektedir.