Es selamünaleyküm kardeşlerim.
Geçenlerde bir esnaf kardeşim ile aramızda oluşan bir muhabbet eseri olan Hudeybiye anlaşması hakkında bu yazıyı yazmak zorunda kaldım. Ben her zaman bir ortamda din hakkında haddinden fazla konuşanlara cevap vermek istemem çünkü her cevap verişimde karşımdaki kişinin girmiş olduğu küfre ortak oluyorum. Bu olay karşımdaki kişinin beni bilgisiz zannetmesine katlanacak kadar çok önemli bir konudur.
Esnaf kardeşim ile oluşmuş olan muhabbeti kısaca anlatıp Hudeybiye anlaşması hakkında kaynaklarla bir açıklama yapmaya çalışacağım.
Esnaf ağabeylerimin bulunduğu dükkana yağmur yağdığından dolayı şemsiye almaya gitmiştim. Rastlantı bu işte lise ve üniversiteden can dostum da oradaydı. Birden bir muhabbet oluştu okul arkadaşım ve akrabam olan kardeşim beni övmeye başladılar bende eyvallah diyerek geçiştirmeye çalıştım çünkü insanı yüzüne karşı övmek biraz değişik oluyor. Bunun sonucunda orada oluşacak olan muhabbetin kıvılcımını çıkaran o sözleri söyledim. “Beni iyi bildiğinizi söylediniz bu iyliğimin kaynağıda Milli Görüşçü olmamdır” diyerek okul arkadaşım birde ne demesin: herşey güzeldi de kardeşim bu son sözün olmadı. Aniden şaşırdım kaldım acaba bunu bana neden söylemişti. Orada belli ki Hükumet tandaslı bir görüş vardı ki benim bu savunmuş olduğum görüşü modası geçmiş bildiler. Oysa ki liderleri halen Milli Görüşe  yolundan gittiğini söylemekten çekinmiyorlar. Neyse ki sözü fazla uzatmadan güldüm geçtim. Sonra dedim ki Milli Görüşü o parti bu parti ile karıştırmayın Milli Görüş Peygamber Efendimiz (S.A.V.) davasıdır. ve sözüme devam ederek Peygamber Efendimiz (S.A.V.) bu davayı savunurken zerre taviz vermemiş ve şuan 1,5 Milyar Müslüman bu tavizsiz davanın eseridir. Oradan bir ağabeyim hemen olaya vakıf olup şunu demesin mi : Peygamber Efendimiz Hudeybiye anlaşmasında gecici taviz vermiştir ve bunu söylemekten yetinmeyip sen yanlış düşünüyorsun yada bilmiyorsun diyerek bana atıfta bulundu. Ben şunu söyledim: hiç bir insan bilerek yanlış yapmaz ancak bilmeden ve bilgisizce yanlış yapar. Bu sözü ağabeyim bana söylemişti fakat bu sözün muhatabı bu yazının sonunda kim olduğuna karar verecektir. Ben konu hakkında gerçek söylemek gerekirse o anda fazla bilgim yoktu fakat küçük bir araştırma neticesinde aşağıdaki araştırma ortaya çıktı :

Peygamber Efendimiz (S.A.V) Hudeybide taviz vermiştir diyenler yada bu düşüncede olanlar kesinlikle Kuran-a ve Peygamber Efendimiz (S.A.V) iftira atmaktadır. Her ne yaparsan yap Kuran-a ve Peygamber Efendimiz (S.A.V) iftira atma. Namaz kılma, oruç tutma ama asla Kuran-a ve Peygamber Efendimiz (S.A.V) iftira atma. Bu iş namaz kılmamaktan oruç tutmamaktan daha büyük günahtır.

Ne demek Peygamber Efendimiz (S.A.V) Hudeybide taviz vermiştir. önce taviz ne demektir onu bilmek lazımdır. Taviz vermek bir haramı işlemektirHaram konusunda geri adım atmak yada bir farzı terk etmek yada farz konusunda geri adım atmaktır. Mesela Başörtü kadınlar için bir farzdır bundan geri adım atmak tavizdir.

Peygamber Efendimiz (S.A.V) Hudeybide bir maddeyi kabul etti ve o madde haram değildi. ve Peygamber Efendimiz (S.A.V) o anda Hz. Ömer (R.A) ne diyor : Ben Allah’ın Resuluyum ben Allah’a karşı gelemem. Burada ne anlaşılıyor Peygamber Efendimiz (S.A.V)’me bu emri veren Allah’tır. Efendimize bu maddeyi kabul ettiren Allah’tır. Siyer kitaplarında da görünür ki o kabul edilen madde Müslümanların aleyhine değil lehine olmuştur. Bunu Allah biliyordu ve bu maddeyi Peygamber Efendimiz (S.A.V) Allah kabul ettirdi. Peygamber Efendimiz (S.A.V) Hudeybide diyordu ki ben Allah’ın resuluyum onun dediğine karşı gelemem o ne derse onu yaparım.

Peki bugün taviz verenler Allah’tan haşa özel bir emir mi almışlarda o tavizleri veriyorlar. Peygamber Efendimiz (S.A.V) o madde de taviz vermedi herhangi bir harama izin vermedi ki sadece gelen Müslümanları geri onlara teslim etti. Onlara zulÜm etmemeleri şartı ile o madde kabul edildi HEPSİ BU....Burada bir taviz falan yok ve sonra olay tabi ki hayırlı oldu…

Bundan nasıl bir anlam çıkarıyorlar ki Allah aşkına Peygamber Efendimiz (S.A.V) Hudeybide taviz verdi söyleyebiliyorlar. (Haşa)

Yanlış bir metot izliyorlar sonra Peygamber Efendimiz (S.A.V) böyle yapıyor diyorlar. Allah’tan korkun Peygamber Efendimiz (S.A.V) hiç bir zaman taviz vermeyip harama imza atmamıştır. İftira atmayın.

Biraz da bu konu hakkında kaynak verelim :

Cenab-ı Hak, dininden zerre kadar tâviz verilmesini yasakladığı gibi, tâviz vermeye ednâ, yani zerre kadar meyli de yasaklamaktadır. Bu hususta birinci muhatap olarak Peygamber Efendimizi (S.A.V.) almakta ve tâviz vermesi durumunda onu şiddetle cezalandıracağını beyan buyurmaktadır. Bu konu ile ilgili âyet-i kerimelerin meâllerine bakabiliriz.

“Habibim! Biz inâyet-i İlâhiyemizle seni hak üzere sabit kılmamış olsaydık onların hud’alarının kuvvetine binâen tekliflerini kabule meyleder ve azıcık yaklaşırdın.” Yani; meyletmedin velâkin hilelerinin kuvveti meyletmeye yaklaştırdı velâkin biz himaye ettik, sen de yaklaşmadın.” (Hülasatü’l Beyan, İsrâ Sûresi / 74)

“Eğer onların hud’aları üzerine sen azıcık meyletmiş olsaydın biz sana dünyada azab-ı dünyanın iki katını ve âhirette azab-ı âhiretin iki katını tattırırdık ve biz iki kat azabı tattırdıktan sonra sen bizim üzerimize bir yardımcı bulamazsın.” (Hülasatü’l Beyan, İsrâ Suresi / 75)

“Eğer Muhammed bazı sözleri bizim üzerimize yalan olarak söylemiş olsaydı, biz onu kemal-i kudretimizle tutardık ve sonra onun kalb damarlarını keserdik.” (Hülasatü’l Beyan, Hâkka / 44-45-46)

“Eğer sizin dediğiniz gibi olsa sizden hiçbir kimse Muhammed’den benim muâhezemi men’ edecek yoktur.” (Hülasatu’l Beyan, Hâkka / 47)

“Ya Ekrem-er Rusül! Seni tekzib edenlere itaat etme.” (Hülasatü’l Beyan, Kalem / 8)

“O kâfirler isterler ki sen onlara müdara etsen de onlar da sana müdara etseler.” (Hülasatü’l Beyan, Kalem Suresi / 9)

“Ey Nebiyy-i Zişan! Allahu Teâla’ya ittikaya devam et, kâfirlerle, münafıkların sözlerine iltifat etme. Zira; Allahu Teâla senin nübüvvetle liyakatini bilir ve hakkında ihsanı hikmetine muvafıktır.” (Hülasatu’l Beyan, Ahzab / 1)

“Ya Ekrem-er Rusül! Rabbinden sana vahyolunan ahkâm-ı Kur’an’a ittiba’ et. Zira; Allahu Teâlâ sizin amelinizin her cüz’ünü bilir.” (Hülasatü’l Beyan, Ahzab / 2)

“Habibim! Kâfirler ve münafıklara itaat etmemekte devam et, onların sözlerini dinleme, tebliğde müdaratı ve onlara muhalefetinden dolayı onlar tarafından sana gelecek ezayı sen terket ve müteezzi olma, işini Allah’a tefviz et, korkma. Zira; seni ve umurunu muhafaza ve sana vekil yönünden Allahu Teâla kâfi oldu.” (Hülasatü’l Beyan, Ahzab / 48)

 Âyet-i kerimeler bu kadar açık ve net iken, bazı Müslümanlara ne oluyor ki, dinde kendi kafalarına göre alabildiğine tâviz veriyor. Dinin birçok temel hükmünü kendi kafasına göre yorumlayıp değiştirmeye kalkıyor. Allah’u Azimüşşan’ın azabından korkmuyorlar mı?