Emrah BEKCİ, Araştırmacı Yazar

“Kıtaları ipek bir kumaş gibi keser biçerdik. Kelleler damlardı kılıcımızdan. Bir biz vardık cihanda, bir de küffar…

Zafer sabahlarını kovalayan bozgun akşamları. İhtiyar dev, mazideki ihtişamından utanır oldu. Sonra utanç, unutkanlığa bıraktı yerini, “Ben Avrupalıyım” demeğe başladı, “Asya bir cüzzamlılar diyarıdır”.

Avrupalı dostları, acıyarak baktılar ihtiyara, ve kulağına: “Hayır delikanlı”, diye fısıldadılar, “sen bir azgelişmişsin”.

Ve Hıristiyan Batının göğsümüze iliştirdiği bu idam yaftasını, bir “nisân-i zîşân” gibi gururla benimsedi aydınlarımız.’’

Cemil MERİÇ , Bu Ülke s. 96

Bir zamanlar Kıtalar Türk Milletinin emrindeydi, Türk demek Yazıyı tarihte ilk kullanan demekti. Türk Demek Medeni ve Kültürlü demekti.

Türk demek, Atilla ile Bizansı vergiye bağlayan, Papaya diz çöktürüp merhamet edendi.Türk demek Dünya Milletleri için varoluşun adresi idi.

Türk demek, Atasına ATATÜRK adını vererek, Gurur ve övünçle Atasını bilmekti.

Gün geldi devran değişti, mevsim hazan oldu. Türk demek yerine,Türk olmak değimi geçti.

Türk olmak, Osmanlı Ecdadın sebil niyetine harcadığı parayı, köylüden kesilen vergiyle ödemek oldu.

Türk olmak, 1915-te Çanakkalede kendi topraklarımızı kanımızla sulamak oldu.

Türk olmak 1939-da, Özgürlüğünü ve bağımsızlığını kanıyla kazanan milletin, geleceğini ve bağımsızlığını, batıya altın tepside sunulan kağıtlara, kan kırmızısı yazan kalemle atılan imzayla teslimi oldu.

Türk olmak 1944-te, Milletini ve Irkını sevdiği için tabutlukları sır yuvası tutanların mekanı oldu.

Türk olmak, 1980-de Milletini sevmenin karşılığını, canı ile ödeyenlerin çıktığı, birincilik kürsüsü misali olan, idam sehpaları oldu.

Türk olmak,Vatanını ve Milletini sevmekten korkarak uzaklaşmak oldu.

Türk olmak, Türkçeyi unutup, dinini, dilini bilmediği milletlerin dilinden okuyup, anlamamak oldu.

Türk olmak, yanlışlarımızı görüp de yazmayan Aydınlarımızın çağı oldu.

Günümüzde Türk olan yok artık, Türkiyeli var, işte bize batının göğsümüze taktığı ve Aydınlarımızın Gururla taşıdığı “nisân-i zîşân” (Övünç Madalyası).

Bu madalya ile Mankurt Aydınlarımız oldu.

Ne Mutlu… Mankurtum diyene…

Atatürk